Korkunç cinayet
Başkentte korkunç cinayet! Eski koca ev bastı; kayınvalide ve kayınpederini öldürdü, eşini yaraladı!..
« Önceki |
Başkentte korkunç cinayet! Eski koca ev bastı; kayınvalide ve kayınpederini öldürdü, eşini yaraladı!..
biz 6 arkadaş bir arkadaşımızn evinde oturup dabbeyi izliyoduk.birden sinem isimli arkadaşımız ürperdi ve nasıl olduysa bayıldı.biz çok korkut çünkü birden dvd player in kapağı açılıp kapanmaya başladı buna rağmen filim devam ediyodu.merve arkadaşımız çok korkmuştu. osman ben bi de mehmet etraftan geçen gölgeler görmeye başladık.birden osman ın kafaı kanamaya başladı.dvd den cd yi almaya çalıştım fakat cd oraya yapışmış gibiydi hemen evden kaçtık.ertesi gün bi hocaya gittiğimizde evi 3 harflilerin bastığını ve eğer cd yi evde barındırırsak bizi çarpıcaklarını söyledi.ilk 3 gün cd evdeydi ama ev sahibi arkadaşım emre yi her 3 gün boyunca dövmüşlerdi.cd yi attık ve artık rahatız
Adamın biri, bi cumartesi gecesi evine dönüyomuş. Birden 15-16 yaşlarında sevimli bi kızın yolun kenarında otostop yaptığını görmüş. Adamın da aynı yaşlarda iki kızı varmış. Hemen arabayı kızın yanına yanaştırmış, "Gece yarısı böyle ıssız bir yerde n’apıyosunuz Allah aşkına? Bu saatte otostop mu yapılır?" demiş. Kız, "Uzun hikaye. Rica etsem beni evime götürür müsünüz? Buraya çok yakın. Bu iyiliğinizi ömür boyu unutmam" diyerek arka koltuğa oturmuş. Kızın üzerinde cicili bicili, hoş bi elbise varmış. Evinin adresini vermiş. Gerçekten de yakınmış ev. Adam eve vardığında önünde durmuş, "İşte geldik küçük hanım" diyerek arka koltuğa dönmüş ama arkada hiç kimse yokmuş. Gözlerine inanamamış tabii. Hemen arabasından inip evin kapısını çalmış. Beyaz saçlı, çok yorgun görünen yaşlı bi kadın açmış kapıyı. Adam heyecanla, "Bana inanmayacaksınız ama yoldan küçük bi kız aldım. Bana buranın adresini verdi ama tam geldiğimizde..." Yaşlı kadın adamı susturmuş, "Biliyorum, biliyorum" demiş, "Sonra da ortadan kayboldu di’mi? Bu başımıza ilk defa gelmiyor. Her cumartesi akşamı aynı şey olur..." Meğer kız bir cumartesi gecesi diskodan dönerken trafik kazası geçirmiş ve oracıkta ölmüş. Şimdi her cumartesi gecesi kazada öldüğü yerden otostop yapıp evine gelmek istiyomuş ama bunu bugüne kadar başaramamış. Kadın bunları anlatırken adamın gözü piyanonun üzerindeki kızın fotoğrafına ilişmiş. Evet, kız aynı kızmış ve üzerinde de aynı elbise varmış...
+Patlıcan
-Hayır, patlamıycam.
Bir adam diğerine yorgan mı demiş, o da "yes, it's my gun" demiş.
Adamın birinin kahvesi taşmış, çayı da kaya.
+Müjde Ar ın kardeşi kim?
-Enginar
+Kutusu ve kılıfı olmadığı halde çalınan şey nedir?
-Islık.
+Erkek erkeğe yenen yemeğe ne denir?
-Menemen (Man a man)
+Yarın sizin okulda çekim varmış.
-Ne çekimi?
+Yer çekimi.
-Bir adam karısını dövüyomuş. Kapı çalmış, adam vurmayı bırakmış neden?
-Eşek sudan gelmiş.
.gün batımı çoktan yerini kuzey gecelerinin alacakaranlığına bırakmıştı.ormanın en kuytu en derin köşesinde onunla beraber yürümek..şatonun ışıkları uzaktan göründüğünde Serena bu büyülü gecenin ve gökde puslu bir ampul gibi duran dolunayın farkında bile değildi...Sielu ile tanışalı iki hafta olmuştu Sielu ondan hergün ormana gelmesini ve geceye kadar onunla birlikte olmasını istemişti...yirmialtı yıldan beri Sielunun amcası dışında ilk defa bu kadar yakınlık gösterdiği,konuştuğu kişi Serenaydı.ormanda ilk karşılaşmalarından beri arkadaşlıkları iyice ilerlemişti. saatlerce yürüyorlar ,hayatın anlamına dair konuşuyorlardı.ağır bir hüzün vardı genç adamda,zorlu ,yalnız hayatının sebep olduğundan daha fazla bir hüzün ve azamet ...dünyaya tek başına kafa tutar gibiydı kökleri çok derinde başı çok yükseklerde tıpkı yaşlı bir çınar gibi gururlu ve yalnız,tüm rüzgarlara kafa tutan yerin yeni kat altına tırnakları ile tutunan..ve o gözleri deniz diplerindeki yosunlar kadar derin,zümrüt kadar parlak..konuştuğunda ağır ağır konuşuyordu ve gözlerini asla kaçırmıyordu,kendinden emin ve dürüst bir tavrı vardı.acelsi yoktu hayat onu bekliyor gibiydi..Serena onun gözlerine baktığında her taraf yeşile kesiyordu,bu rengin derinliği ve parlaklığı içinde kaybolup gidiyordu...bu bir çeşit büyüydü belki ama kız hiç şikayetçi değildi bundan.Sielu ona bir sürü şey anlatıyordu.ormandaki bütün bitkilerle hayvanlarla arkadaştı,özellikle de kuşlarla..bazen gözlerini kapatıp ormanın havasından derin bir nefes çektiğinde hemen yanlarında renkli bir kuş beliriveriypr adamın uzattığı işaret parmağına konuyordu.
__ kuşları çok mu seviyorsun?
__ evet özellikle kuzgunu
__kuzgun ? ama o ne ğursuz bir kuştur evine kuzgun giren ölür!!
__hemen mi ölür?
__ hemen gibi yani belki bir kaç gün..kuzgun ölümün öğrencisidir..
belli belirsiz bir gülümseme vardı Sielunun yüzünde..belki ilkkez...
__ bak seen !!! bizim küçük köylü kızı neler de biliyormuş....
sonra ellerini Serenanın saçlarında gezdirdi.
__ evet kuzgun bir habercidir ruhların habercisi,bir şaman için kuzgun gelecekten geçmişten ve atalarının ruhlarından haber getirdiği için kutsaldır..
bu arada kzın saçlarının arasına bir kuzgun tüyü ilştirmişti...Serena saçlarının arasındaki siyah uzun teleği eline alınca irkildi.
__ bu.. bunu nasıl yaptın bu ..Tanrı korusun!! kuzgun tüğü mü?
__ saçların kadar siyah aşkım! ..benden ne kadar uzakda olursan ol kilometreler yıllar...hatta ben hayatta olmasam da bu kuzgun tüğünü her bulduğun yerde bilki ben seninleyim..
Serena ağzı acık bakıyordu bu inanılmaz adama,taaki adam dudaklarını yakıcı bir öpücükle mühürleyene kadar.
Kasvetli şato belki onlarca yıldan beri ya da daha fazla....bu kadar kalabalık ,bu kadar aydınlık ve mutluluk dolu olamamıştı..taş basamaklarında keman sesleri yankılarıyor bahçsindeki gül kokularına parfüm kokuları karışiyordu,kahkahalar bu serin haziran akşamını dolduruyordu...Düğün vardı...Sielu ve Serenanın düğünü
Serena Fransiz gipürü dantel işlemeli gelinli ile bir kuğu gibi merdivenlerden süzülürken bütün nefesler tutulmuştu.. merdivenlerin sonunda bekleyen Sielu bir
kaç basamak çıktı hafifçe öne doğru reverans yapıp elini uzattı.yine hiç acelesi yoktu,yine son derece sakin ve vakurdu.kızın ise kalbi duracktı nefesi ise çoktan kesilmişti dar korsenin çindeki göğüsleri şiddetele inip kalkıyordu...sağ elini midesinin üzerine bastırdı,sol elini ise Sielunun uzattığı elinin üzerine koydu...bir çift kuğu gibi salona süzüldüler.altın varaklı kocaman aynadaki yansımaları o kadar güzeldi ki...her şey o kadar inanılmazdı ki gece geç vakitlerde her konuk evine yolculandıktan sonra iki kişilik bir faytonla gelin ve damat balayılarını geçirecekleri yere gittiler...burası anakaraya ince bir toprak parçası ile bağlı bir adaydı adada çam ağaçalrının arsında sırtını yüksek dik kaya parçasına dayamiş sevimli bir ahşap ev vardı...
Serena yorgundu,mutlulukla mahmurlaşmıştı..Sielu onu kucaklayarak kapı eşiğinden geçirdi.hava soğuktu ama şömine önceden yakılıp hazırlanmıştı bile...
gün henüz ağrıyordu.Serena cibinlikli yatağa yumuşakça uandı ,yorgun bir kedi gibi gerindi ,Sielunun ağırlığı üzerindeydi....